Aydın Dağdelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aydın Dağdelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2010 Cuma

İşte Gidiyorum

Bugün akşam 7 otobüsüynen İstanbul’a Emrah’la bu blog meselesini konuşmaya gidiyorum! Karşısına geçip “Buna bir çözüm bulmamız gerek artık!” diycem. Muhtemelen soracak “Neye çözüm bulucaz oğlum?” diye. Buna güzel bi cevap bulmam gerek işte. Yolda düşünücem.. Hiç bişey bulamassam İstanbul’u gezeriz fena mı?

Arkadaş ne zormuş iki günlüğüne başka şehre gitmek ya. Hayır uzun süreli gidiyo olsan gözünü karartır gidersin ama 2 gün falan olunca insan bi panik yaşıyo. Hafta başından beri bileti napıcam, ödevler projeler var onlar nolcak, işten yarım saat erken çıkmam lazım nasıl izin alıcam, kaç tshirt götürsem malum havalar sıcak lazım olur mu, yolda ne giysem, dönerken hangi firmayla dönsem, kaçta dönsem, dönsem mi, kalsam mı, istifa mı etsem, ya döndüğümde dünya eskisi gibi olmassa, uzaylılar dünyamızı istila ederde ya ben eblek eblek boğaza bakarken arkam dönük olduğu için tüm aksiyonu kaçırırsam gibi manalı manasız sorular sordum kendime. Eziyet oldu yeminle İstanbula’a gitmek bana. Ama sorun yok. Uzaylı meselesi hariç tüm sorunlarımı hallettim kafamda. Uzaylı meselesini de dikiz aynası teknolojisiyle çözmeyi düşünüyorum.

Sıra geldi İstanbulu gezemeye. En son 2 yıl önce gitmiştim İstanbul’a 5 gün kalmıştım. Ankara’ya döndüğümde 3 gün çıkmadım evden. Dışarı çıkınca denizi göremeyeceğimi bildiğim için gerek duymadım dışarıya çıkmaya. Bi yavan geldi Ankara. Üvey evlat gibi oldu. Bu sefer de öyle olacak ama olsun gitmek, gezmek lazım İstanbul’da. Emrahımı da özledim zira. Zaten yemişim İstanbulu maksat Emrahımla olmak. O yüzden gidiyorum bu akşam. Keyfim yerinde, içim rahat. Gidiyorum...


İşte gidiyorum
Birşey demeden
Arkamı dönmeden
Şikayet etmeden
Hiçbirşey almadan
Birşey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum

Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
Yürüyorum sanki senin yanında
Sesin uzaklaşır herbir adımda
Ayak izim kalmadan gidiyorum

Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı
Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı
Bana kimse sen gibi sarılmadı
Işığımız sönmeden gidiyorum

27 Temmuz 2010 Salı

Allah Kimseyi Şaşırtmasın Yarabbim.. Amin..

Geçenlerde daha önceden telefonuma kaydetmiş olduğum yerimlerine bakarken bir blog nazarı dikkatimi celbetti: bazibiseyler.blogspot.com (boşuna tıklamayın zira aynı sayfa açılıyo zaten). Bir gireyim bakayım acaba bizim Emoyla Berko bişey yazmışlar mı dedim. Demez olaydım.. Hadi dedim girmez olaydım.. Hadi girdim görmez olaydım..

Evet efendim Emrah Beyler bağımsızlığını ilan etmiş, blogu şahsi blogu yapmış. Ama dememiş ki "Aydın bu duruma sessiz kalmaz, yapmayayım, etmeyeyim. Hakkını arar o çocuk" dememiş. Ben bunun altında kalmam arkadaş. Bundan sonra haftada en az 3 yazıyla (baştan bol keseden atıyım da sonra zamanım olmadı olmmmmm yazamadım derim nasılsa) karşınızdayım.

Bu yazı ön giriş ve uyarı niteliğinde bir yazıdır.. bazibiseyler.blogspot.com (bu sefer tıklayabilirsiniz bak. şaşıracaksınız!) bomba gibi geliyor di mi Emrahım? Di de olm pislik yapma...

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Askere gittik dönücez.

Sevgili blog okuru dostlarımız!

Bendeniz Deli miyim? ve Aydın kardeş bi süre (5 ay kadar) bu civarlarda olamıycaz. 2010 Ocak ortasında falan yeniden yazabilmeyi umuyoruz.

Ama siz yine arada bi uğrayın, biz yokuz diye şaapmayın yani oldu mu? Şu arka tarafa çarşaf yastık kılıfı felan koyduk. Kendi blogunuz gibi gelin, kalın, hiç sorun diil. Zaten Berkhan da bu civarlarda olcak, o ağırlar sizi.

Neyse efem, biz gachalım artık, see yaa soon!

26 Haziran 2009 Cuma

Yazamıyorum Kardeşim!!!

Tarih 22 Mayıs 2009… Cep telefonum hışımla ve biraz da ürkercesine çalmakta.. Arayan: Deli miyim?


İşte benim bu blogtaki maceram bu andan sonra başladı. Telefonu açıp "Kardeşim naber?" demem ve Deli miyim?'in "Kardeşim blog açtım, sende yaz bi şeyler!" demesiyle başlayan olaylar silsilesi beni 1 aydır için için kemirmekte. Çünkü Deli miyim? telefonu kapatırken inceden tehdit edercesine "En kısa zaman da görücem orda yazını" demişti. O sıralar finallerim olduğundan dolayı bu tehdidi fazla ciddiye almamıştım. "Ulan nasılsa finaller var kardeş zamanım yok yazmaya derim. Finaller bitene kadar da yazacak bi şeyler bulurum elbet" cümlesiyle kendimi avutma konusunda başarıdan başarıya koşmaktaydım. Lakin finaller bitti ama hala yazacak bi şey yoktu bünyemde. Tam o esnada "Abi zaten onlarda bi şey yazmamıştır daha blog’a" cümlesi imdadıma yetişti. 1 hafta daha rahattım. Ta ki bundan 3-4 gün öncesine kadar.


Blog'a bir göz atma maksadıyla tıkladım faremin sol tuşuna, umarsızca.. İşte o anda içimi kemiren, benim "blog yazamamazlığı sendromu" olarak adlandırdığım durum iyiden iyiye kendini fark ettirmeye başladı. Çünkü hem Berkhan hem de Deli miyim? Yazılarını döşemişlerdi sütünlara. Bi şeyler yapmak lazımdı. Bi şeyler karalamak, hiç olmazsa bir paragraf bi şey yazmak lazımdı blog’a. Ama nerdeee? Olmayınca olmuyo arkadaş! 3-4 gün daha kastım kendimi bi şeyler bulmak için ama cık! Dedim Türk’ün aklı tuvalette çalışır, bilerek ishal oldum. Dötü tutamadığımla kaldım afedersin.. “Türk değili miyim ulan ben?” diye bile düşündüğüm oldu bi ara hani... Saçma tabi...


Sonra bi anda Diablo 2 oynarken içimdeki Aydın dürttü böbreğime böbreğime. “Höst lan!” diye bağırmışım o an, hatırlamıyorum. Ormandaki ipne tüftüfçü pigmelerden biri sandım.. Bişey diycekmiş bana içimdeki denyo:


- Şşş olum! Bunu yazsana işte.

- Neyi be?

- Yazamıyosun ya hani.

- Evet yazamıyorum!

- İşte yazamadığını yaz.

- Sebep?

- Hmm onu düşünmedim ben bak. Ama yazamamaktan iyidir herhalde..

- Di mi lan? En azından bişeyler yazdım derim. Bakarsın açılırım sonra, peşi sıra gelir yazılar.

- Sanmıyorum!

- Ben de!...

Oyunu kapadığım gibi açtım Word’ü başladım yazmaya. Yazdıkça hoşuma gitti. Artık içim rahattı. Ben de siftahımı yapmıştım. Deli miyim? laf edemezdi artık. Çünkü bilmekteydim, pusuda beklemekteydi “Niye yazmıyon lan!” diye fırça atmak için. Buna izin vermemiş olmanın hazzı içinde köşeme çekilebilirdim artık. Ve çekildim de…


Ben bu pigmeleri en dandik büyüyle bile öldürsem yeridir..


- Şşşş!!

- Höst layyn!! Olum dürtüp durmasana başlıycam haa..

- Oldu mu şimdi bu yazı?

- Nesi var be işte. Bence süper.

- Sen askerde çok dayak yersin bu kafayla.

- Bişeyi de bi kere beğen be kardeşim.

- İçindeki Aydın olmaktan utanıyorum. Yazıya bak Allah kahretmesin!

- Kaybol!